Teknoloji Geliştirme Bölgeleri (TGB), yani teknoparklarla ilgili yeni düzenlemeler geliyor. Geçtiğimiz ekim ayında Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün’ün katılımıyla yapılan toplantıda yapılacak değişiklikler ilan edildi. Hazırlanan kanun taslağına göre TGB bünyesinde çalışan personele sağlanan vergi avantajları 2023 yılına kadar devam edecek. TGB dışında geçirilen mesai saatleri için yeni düzenlemeler yapılması, yönetici firmaların yapım ve onarım konularındaki yetkilerinin düzenlemesi gibi önemli değişiklikler söz konusu. Hacettepe Teknopark Genel Müdürü İlyas Yılmazyıldız’a konuyla ilgili yorumlarını ve teknoparkların KOBİ’ler için önemini sorduk. TGB’lerin üniversite – sanayi işbirliğinde bir dönüm noktası olduğunu söyleyen Yılmazyıldız, hazırlanan kanun taslağının bir an önce TBMM’den geçerek uygulamaya konması gerektiğini düşünüyor.
Teknoparklarla ilgili yapılan yeni yasal düzenlemelerde en çok öne çıkan maddeler bilgi verir misiniz?
27 Ekim 2009 tarihinde Ankara’da Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün’ün Başkanlığında toplanan TGB Yönetici Şirketlerinin Yönetim Kurulu Başkanları, Genel Müdürleri, TGB Yönetici Şirketine’ne ortak üniversitelerin Rektörleri ve illerin Valilerinin katılımıyla yapılan toplantıda Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından “4691 sayılı TGB Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı Taslağı” sunuldu. Bu taslakta değişikliklerin yapılacağı ilan edildi.
- 4691 sayılı kanunla TGB’lerde çalışan Ar-Ge ve yazılım personeline sağlanan gelir vergisi ve kurumlar vergisi, v.b. destek ve muafiyetlerin süresinin 31.12.2023 tarihine kadar uzatılması,
- TGB’lerde gerçekleştirilen Ar-Ge ve yazılım projeleri kapsamında çalışan Ar-Ge ve yazılım personelinin ve danışmanlarının TGB’de yürüttüğü projeyle ilgili olarak TGB’ler dışında geçirmesi gereken sürelere ait ücretlerin de gelir vergisi istisnasına tabi tutulması,
- Yönetici Şirketlerin yapım ve onarım işleri ile mal ve hizmet alımlarının 2886 sayılı kanuna ilave olarak 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’ndan (KİK) da muaf olması,
- TGB’nin imar ve parselasyon planlarının Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından onaylanmasına ilave olarak TGB’lerde yapılacak binaların ve açılacak işyerlerinin yapı ve yapı kullanım ruhsatlarının da Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından verilmesi,
- Hazine arazilerinin yönetici şirketlere bedelsiz tahsis edilmesi.
|
Sizin bu düzenlemelerle ilgili yorumlarınız nelerdir?
Bu değişikliklerin acilen TBMM’de kanunlaştırılarak uygulamaya konulmasına ihtiyaç var. Bu ilan edilen değişiklikler, TOBB Teknoparklar Meclisi’nin üyeleri olan TGB yönetici şirketlerinin 6 yıllık uygulamada 4691 sayılı TGB Kanununda tespit ettikleri aksaklıkları ve yetersizlikleri giderecek şekilde hazırlandı. TOBB Teknoparklar Meclisi’nin ziyareti sırasında Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün’e geçtiğimiz mayıs ayında teslim edilen 4691 sayılı TGB Kanununda yapılmasını istediğini değişiklik taleplerini de dikkate alıyor. Bunun yanı sıra TOBB Teknoparklar Meclisinin yaptığı diğer değişiklik taleplerinin de dikkate alınarak yasalaştırılmasına ihtiyaç vardır. Bu değişiklikleri şöyle sıralamak mümkün.
- TGB’lerde gerçekleştirilen Ar-Ge ve yazılım projeleri kapsamında çalışan Ar-Ge ve yazılım personelinin ve danışmanlarının TGB’de çalışıp çalışmadığının takibine yönelik yönetici şirketin müteselsil sorumluluğunun kaldırılması,
- TGB’lerde yapılacak binaların ve açılacak işyerlerinin ve gayri sıhhi müessese ruhsatlarının da Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından verilmesi,
- Ar-Ge çalışmaları TGB’lerde gerçekleştirilen ve üretilen ileri teknoloji ürünlerinin satışından elde edilen gelirlerin 5 yıl süreyle kurumlar vergisinden muaf olması,
- Ar-Ge’nin uzun süreli ve riskli bir iş olduğu dikkate alınarak Ar-Ge firmalarına, risk sermayesi, kredi faiz desteği vermek üzere fonların oluşturulması.
|
Bu değişikliklerin talep edilmesindeki amaç nedir?
Bu değişikliklerle TGB yönetici şirketleri ekonomik açıdan güçlü bir şekilde desteklenecek, TGB’lerde yatırım yapmak isteyen yatırımcıların önündeki engeller kaldırılarak daha fazla ulusal veya uluslararası özel sektöre ait finansal kaynağın TGB’lerin gelişimi için bulunmasına imkan sağlayacak. Ayrıca Teknopark/Teknokent’lerde Ar-Ge ve yazılım geliştirme faaliyeti gösteren KOBİ ve her ölçekteki firmalara sağlanan destek ve muafiyetlerin genişletilmesi ve güçlendirilmesiyle Türkiye’de Ar-Ge ve yazılım geliştirme faaliyetleri hızlandırılacak. Bu firmaların geliştireceği katma değeri yüksek, yüksek teknoloji ürünler sayesinde, Türk sanayi ürünlerinin küresel pazarlarda rekabet edebilmesi, ülkemizin ihracat gelirlerinin ve kalifiye işgücü istihdamının artırılması mümkün olabilecek.
Teknoparklarla ilgili en büyük sıkıntılar nelerdir?
Tenopark firmalarının uzun vadeli yatırımlara yönelmesini teşvik edici düzenlemelerin biran önce hayata kazandırılması gerekiyor. Ar-Ge faaliyetlerinde bulunan girişimci firmaların, KOBİ’lerin yeni teknolojik ürün ve üretim yöntemi geliştirmelerini teşvik etmek amacıyla 2013 yılında sona eren teşvik ve desteklerin süresinin uzatılmasına, TGB’lerde geliştirilen yüksek teknolojili ve katma değerli ürünlerin üretimini, ekonomiye kazandırılmasını destekleyen yeni teşvik ve destek paketlerine ihtiyaç vardır. Türkiye’de kurulu bulunan 37 teknokentten 19’unun maddi kaynak yetersizliğinden aktif olarak faaliyet gösteremediği biliniyor. Teknopark’ların gelişiminin önündeki en büyük engel, öncelikle maddi kaynak yetersizliğidir. TGB’lere kurulacak kuluçka merkezi ve çalışma ofislerinin hayata kazandırılabilmesi için devlet bütçesinden daha fazla yatırıma, finans desteklerinin sağlanmasına acilen ihtiyaç duyuluyor.
Teknoparkların KOBİ’lerin rekabetçiliğine katkısı nedir?
4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu’nun 2001 tarihinde yürürlüğe girmesiyle birlikte Türkiye’de KOSGEB tarafından uygulanmakta olan destek ve teşvik programlarının yeni bir boyutuyla ülkemiz tanışmış oldu. Özellikle kamu üniversiteleri bünyesinde faaliyete başlayan Teknokentlerin üniversite-sanayi işbirliğinin gelişimine sağladığı büyük katkı sayesinde ülkemizde yüksek teknolojili ürün geliştiren firmaların sayısı son yıllarda hızla artmaya başlamıştır. Yeni bir fikrin ürün haline dönüştürülerek ticarileştirilmesi ve ülke ekonomisine katkı sağlaması amacıyla Teknokentlerin sağladığı desteklerle KOBİ’ler daha fazla Ar-Ge faaliyeti gerçekleştirdi. Ayrıca Teknokent’ler KOBİ’ler için kümeleşmelerin olduğu bir buluşma platformu ve ortak proje üretmek için işbirliklerinin ortaya çıktığı sinerji odakları olmuştur. Teknokent’lerde KOBİ’ler ortak projeler geliştirebilmekte, aynı yerde bulunmanın ve birbirini yakından tanıyabilmenin ortaya çıkardığı sinerjiyle ortak Ar-Ge projeleri yapabilmekte, bir firmanın Ar-Ge’si neticesinde ortaya çıkan ürün diğer firmanın projesinin bir parçası olabilmektedir. Firmaların güç birliğine ve işbirliğine gitmesi diğer firmalar karşısında rekabet gücünü arttırmaktadır. KOBİ’lerin Ar-Ge faaliyetleri sonucu daha kaliteli, ileri teknoloji ve katma değerli ürün geliştirmesinin dünya çapında rekabet gücünü ve yurt dışı pazar payının artırılmasına ülke ekonomimizin güçlenmesine katkı sağlayacaktır.
“Teknoparklar sadece kira geliri elde edilen yerler olarak kaldı” eleştirilerine neler söyleyebilirsiniz?
Bu çok sübjektif bir eleştiri, haksız, hatta yanlış olduğu kanaatindeyim. Ar-Ge çalışmalarının başarıya ulaşması, ülke sanayinin rekabet gücünün artmasına ve ekonomisinin gelişimine katkı sağlaması, üniversite – sanayi işbirliğinin güçlü ve başarılı bir şekilde gerçekleştirilmesine, üniversitelerde ve sanayide Ar-Ge kültürünün oluşmasına ve yaygınlaşmasına, araştırmacılara ve Ar-Ge faaliyetlerine yeterli destek verilmesine bağlıdır. Teknoloji Geliştirme Bölgeleri (TGB) kendi binasını yapacak kadar mali güce sahip olmayan veya çok büyük bir alana ihtiyaç duymayan Ar-Ge yapan KOBİ ve sanayicilere ofis kiralamanın yanında, üniversite-sanayi arasında teknoloji transfer çalışmalarıyla da bir köprü görevi görmektedir. TGB’ler, üniversite ve sanayi arasında kültür ve anlayış farkından doğan iletişim engellerinin aşılmasına, iletişim kazalarının önlenmesine, bir yed-i emin rolü üstlenerek tarafların mali ve fikri mülkiyet haklarının korunmasına, bunun neticesinde karşılıklı güven ortamının oluşmasına ve ortak projeler gerçekleştirilmesine destek olmaktadır. Mali ve insan kaynakları çok yetersiz olan, Ar-Ge çalışmaları için ihtiyaç duyduğu ulusal veya uluslararası hibe veya kredilere başvurması için gerekli projeleri ve başvuru dokümanlarını hazırlayacak nitelikli eleman istihdam edemeyen KOBİ veya sanayicilere bu hibe destek veya teşviklerden yararlanabilmesi için TGB’ler hibe ve kredi programlarının takiplerini yapıyor. TGB’lerde yer alan firmalar bilgilendiriyor, deneyimli uzman ve çözüm ortaklarıyla proje fikrinin oluşturulması ve proje başvuru dosyasının formata uygun olarak hazırlanması, projenin bitirilinceye kadar takip edilmesi hususlarında her türlü uzman desteği veriliyor. Ayrıca TGB’ler ulusal ve uluslararası hibe ve kredi programlarına başvuru dosyasının hazırlanması, takibi ve neticelendirilmesi, fikri mülkiyet haklarının korunması, inovasyon ve girişimcilik konularında TGB’lerde yer alan firmalara eğitim kursları düzenliyor. Firmaların tek başlarına kurmaya güçleri yetmediği ölçüm ve test laboratuarları kuruyor.
TGB’lerin üniversite sanayi işbirliğine nasıl bir katkıları oldu?
TGB’ler kurulmadan önce üniversite – sanayi işbirliği yok denecek kadar az olup üniversiteler sadece eğitimin ve teorik araştırmaların yapıldığı yerlerdi. Bu durumun değiştirilmesi Ar-Ge için elverişli ve uygun ortamın oluşturulması, üniversite öğretim elemanlarının ülke ekonomisine yararlı, Türk sanayicisinin ve KOBİ’lerin ihtiyaçları doğrultusunda Ar-Ge çalışmalarına teşvik edilmesi, üniversite-sanayi arasında işbirliği çalışmalarının, ortak proje üretme gayretlerinin artması ancak 4691 sayılı TGB yasası çıktıktan ve TGB’ler kurulduktan sonra önemli bir gelişme göstermeye başlamıştır. Teknopark Yönetici Firmaları, bu kadar kısa sürede devletin verdiği hibe desteğin 18 katı finansal kaynağı yerli ve yabancı özel sektörden temin ederek Teknopark’ların üst ve altyapı gelişimi için yatırıma dönüştürmeyi başarmıştır. Ayrıca Teknopark’larda faaliyet gösteren girişimci ve Ar-Ge firmaları, Türkiye’nin daha önce dövizle ithal etmek zorunda kaldığı teknolojik ürün ve hizmetleri ihraç ederek devlet tarafından verilen desteğin yaklaşık olarak 2,5 katı dövizi Türk ekonomisine kazandırmıştır. Bu firmaların yurtiçi ekonominin gelişimine yaptığı katkı da ayrıca dikkate alınmalıdır. Bu veriler dikkatlice değerlendirildiğinde ve Teknoparkların gelişiminin ve ülke ekonomisine katkılarının artışının doğrusal (lineer) olmayıp eksponansiyel olarak arttığı göz önünde bulundurulduğunda Teknoparkların mevcut durumu başarılıdır. Yaklaşık olarak bundan 10 yıl sonra Türkiye’de Ar-Ge ve inovasyon, üniversite-sanayi işbirliği ve ortak proje hazırlama, sanayicilerin ve KOBİ’lerin karşılaştığı sorunları üniversitelerdeki akademik personelin bilgi birikiminden istifade ederek teknoloji transferi yoluyla çözülmesinde Teknoparkların yapacağı katkı daha belirgin olacak ve daha iyi anlaşılacaktır.
Kaynak: 07/01/2010 Bilgi Çağı |