Zirvede neler vardı? Her biri çok önemli konumlarda bulunan ve Bilişim’e dünya ölçeğinde bakabilen yabancı vizyoner konuşmacılar, Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgesinden gelen gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerden kendi tecrübelerini paylaşan fikir liderleri, hem vizyoner hem de gerçekçi yaklaşımlarıyla bizleri daha da ümitlendiren Sayın Ulaştırma Bakanımız ve Türkiye’den çeşitli kurumlardan karar vericiler ve fikir liderleri… Bütün bunlar bizim gibi kendini bilişime adamış insanlar için büyüleyici bir ortam anlamına geliyor. Zirve gerçekten son derece keyifli geçti diyebilirim. Zirve sırasında yabancı konuşmacı konuklarımızın verdiği örnekler ve bilgiler Dünya’da gelişmiş ülkelerin yönelimlerini ve Türkiye’nin mevcut durumunu özetlemek açısından son derece faydalıydı.
Benim en çok aklımda kalan konulardan biri Güney Kore ile ilgili olan örnekti. Katılamayanlar için özetlemek gerekirse; ITIF Başkanı Robert Atkinson Güney Kore’de 6 yaşından büyük insanların yüzde kaçının blog yazdığını sordu? Cevap oldukça şaşırtıcı; insanların 50%’sinden fazlasının blog’u var ve 30%’dan fazlası aktif olarak güncelliyor. Bana sorarsanız bu örnek iki açıdan çok önemli; birincisi Bilişim Ekonomisi’nde önde koşan ülkelerden biri olan ve ekonomisini ciddi oranda bilişimden besleyen bir ülkenin bunu nasıl bir “kültür” - Bilişim Kültürü - olarak benimsediğini göstermesi açısından önemli. İkincisi ise Kore’lilerin internette tüketmekten öte üretmeye yöneldiklerini göstermesi açısından önemli. İçerik üretmek, bunu paylaşmak, bu kültürü yaşatmak çok önemli zira Bilgi Toplumu’nu oluşturmadan sağlıklı bir Bilgi Ekonomisi’ni oluşturmak çok da kolay değil.
Güney Kore örneği, bilişimin içinde yaşayan bizlerin bir çok konuşmasında bahsettiği bilişimin dikey bir sektör olmanın yanında aynı zamanda yatay bir sektördür söyleminin en güzel örneğini oluşturuyor aslında. Kore bir yandan uluslararası elektronik markaları inşa etmiş bir ülke konumundayken diğer taraftan yüksek teknoloji kullanan bir çok sektörde yine dünyada söz sahibi bir ülke. Daha somutlaştırmak için şöyle bir düşünün; eğer Kore Bilişimde bu kadar büyük sıçrama yapmasaydı bu kadar büyük otomobil veya elektronik markaları çıkartabilir miydi? Artık tasarım da, üretim de, planlama da, lojistik de bilgisayardan geçiyor…
Yine zirvede OECD Direktörü Graham Vickery’nin verdiği örneklerde açıkca görünen o ki Bilişim ile Gelişmişlik arasında bir korelasyon var ve Güney Kore’de bunun en güzel örneklerinden biri.
Peki Güney Kore örneğinden devam edecek olursak Türkiye için çıkarımlar ne olabilir? Öncelikle Internet’in yaygınlaştırılmasının son derece önemli olduğunu düşünüyorum. Güney Kore’de internet penetrasyonu %90’ların üzerinde ve evlere fiber optik bağlantı %43.1. Internet penetrasyonunu artırmanın önemini Ingiltere örneği ile pekiştirmek anlamlı olabilir. İngiltere hükümeti gelir seviyesi düşük 260 bin aileyi ücretsiz bilgisayar ve internet sağlayarak e-Devlet Hizmetlerini vatandaşlarının tümüne ulaştırmayı ve sayısal uçurumu kapatmayı hedefledi. Hesaplar, bu şekilde verimliliği artırmanın ve insanları dijital hayata bağlamanın faydalarının bilgisayar ve interneti ücretsiz sağlamaktan çok daha fazla olduğunu gösteriyor. Bir diğer çarpıcı örnek de AB’nin Bilişim Stratejisine başkentiyle ismini vermiş Portekiz. Portekiz de AB’nin en gelişmiş ülkeleri arasına girmek için bilişim otobanlarına yatırım yapan ve farkı böyle kapatabileceğini düşünen bir ülke. Ülke işe eğitim sisteminden başlamış ve gerçek bir sıçrama yapabilmek icin ülkedeki tüm öğretmen ve öğrencilerine dizüstü bilgisayar verebilmek ve aynı zamanda yerel üretimi teşvik ederek güçlü bir üretici çıkarabilmek için oldukça inovatif bir program geliştirmiş. Zirveye Potekizden katilan Mario Franko’nun konusmasını bitirirken sorduğu soru beni gerçekten çok etkiledi: “Acaba şu an eğitim gören öğrencilerimizin internet ve bilgisayar kullanımını bilmeden eğitimini tamamlamasının oluşturacağı uzun vadeli tehdide kim müsamaha gösterebilir?“.
Güney Kore örneği oldukça çarpıcı bir örnek. Bir yandan Güney Kore’yi almış başını gitmiş, evlerine kadar fiber optik bağlantı sağlamış, bir çok dünya markası yaratmış bir ülke olarak düşünmek mümkün ama diğer yandan bundan 30-40 sene önce GSMH’si Afrika ülkesi Gana kadar olan bir ülkeden bahsettiğimizi unutmamak gerek. Aynı şekilde Portekiz örneğinde yaşananlar da bize yol göstermeli.
Tüm bu örneklere bakınca Türkiye’nin yapması gerekenler de çok açık değil mi? Ben zirvedeki açılış konuşmamda da söylediğim bir sözle yazımı bitirmek istiyorum. 2023 yılında dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girecek bir Türkiye isityorsak bu sıçramanın ana kaldıracı olacak Bilişim sektörünü stratejik sektör olarak görmeli, buna göre plan ve yatırım yapmalı, Internet’i ucuzlatmalı ve erişimi artırmaya yönelik programlar uygulamalı, ve mevcut ve özellikle de gelecekteki iş gücümüzü acilen Internet üretkeni yapmalıyız.
Çiğdem Ertem
Intel Türkiye Genel Müdürü
|