CHP Uşak Milletvekili Osman Coşkunoğlu, İnternet Kurulu'nun sivil toplum örgütlerini tam olarak temsil etmediğini ileri sürerek, “İnternet Kurulu'nun içinde önemli katkılar yapabilecek çok değerli isimler de var, ancak Hükümet kendine göre bir kompozisyon belirledi” diye konuştu.
Uzun bir süre çalışmalarına ara veren ve geçtiğimiz günlerde yeniden oluşturulan İnternet Kurulu, bazı kesimleri memnun ederken, bazı kesimlerde de rahatsızlığa yol açtı. CHP Uşak Milletvekili Osman Coşkunoğlu, İnternet Kurulu'nun sivil toplum örgütlerini tam olarak temsil etmediğini ileri sürerek, “İnternet Kurulu'nun içinde önemli katkılar yapabilecek çok değerli isimler de var, ancak Hükümet kendine göre bir kompozisyon belirledi” diye konuştu.
Osman Coşkunoğlu, İnternet Kurulu'nun 5651 sayılı İnternet ortamında işlenen suçlarla ilgili yasa kapsamında oluşturulduğunu anımsattı. Coşkunoğlu, İnternet'le ilgili kararlara sivil toplum örgütlerinin de katılması ihtiyacını kendisinin de dillendirdiğini söyledi. Coşkunoğlu, 5651 sayılı Yasa'ya karşı olmasına rağmen, yasanın içerisinde İnternet Kurulu'nun bir madde olarak yeniden gündeme gelmesine memnun olduğunu kaydetti. İnternet Kurulu'nun sivil toplum örgütlerini temsil eden bir kurul olmasını arzu ettiğini vurgulayan Coşkunoğlu, “Ancak tam böyle olduğunu söyleyemem. İnternet Kurulu'nun kompozisyonunu Hükümet'ten daha bağımsız bir kompozisyon olmasını dilerdim” şeklinde konuştu. Coşkunoğlu, İnternet Kurulu'nun içerisinde az da olsa bağımsız kişilerin de bulunduğunu dile getirerek, İnternet Kurulu'nun işlevlerini nasıl yaptığını yakından izleyeceğini ifade etti.
Öte yandan kişisel verilerin korunması konusuna da değinen Coşkunoğlu, birçok ülkede, kişisel bilgilerin korunmasına yönelik standartların ve yasal düzenlemelerin mevcut olmasına karşın, Türkiye'de bu konuya ilişkin yasal düzenlemenin henüz yapılmadığını anlattı. Coşkunoğlu, kişisel verilerin korunmasına ilişkin Yasa Tasarısı'nın Meclis Alt Komisyonu'nda 3-4 gün bekletildikten sonra görüşülmeden geri çekildiğini belirtti. Yasa Tasarısı'nı incelediğini ve genel olarak iyi bulduğunu dile getiren Coşkunoğlu, fakat ufak tefek bazı değişikliklere ihtiyaç bulunduğunu belirtti.
Yeni ARGE Yasası'nı nasıl buluyorsunuz? Yasada eksik gördüğünüz yanlar var mı?
Yeni çıkan ARGE Yasası'nın iki amacı var. Birincisi, Türkiye olarak Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'dan ARGE'ye ayırdığımız pay düşük; yüzde 1'in altında. ARGE'ye ayrılan pay şimdi yüzde 0,7-0,8; 20013'e kadar yüzde 2'ye çıkaracağız diyoruz.
İkincisi sadece Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'dan ARGE'ye ayrılan payın miktarını yükseltmek değil; bu yasa ile o miktarın kompozisyonu çizmek de önemli.
ARGE konusunda başarılı ülkelerde; yani gelişmiş ülkelerde; ARGE'ye yapılan harcamaların yaklaşık yüzde 70'ini özel kesim yapıyor. Yüzde 30'unu da devlet kesimi yapıyor. Türkiye'de ise durum bunun tam tersi. Bu kompozisyonu değiştirmek gerekir.
Bunun için 50'nin üzerinde ARGE personeli çalıştıran özel kesime teşvik veriliyor. Bunun da aslında bir anlamı var; az sayıda ARGE personel çalıştıran kuruluşlar genelde teknoparklarda yer aldığı için ve teknoparkların boşalmasını önlemek böyle bir düzenleme yapıldı. Bu bakımdan biz de olumlu oy verdik.
Fakat, yasanın çok önemli bir eksiği var; yasada hiçbir strateji, plan ve öncelik yok. Yani yasanın içerisinde bilim ve teknoloji, ARGE politikası yok. Kim ne isterse istesin; kim başvurursa vursun; hangi sektörden başvurulursa vurulsun destekleyeceğiz deniliyor.
Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu'nun (BTYK) kararları var ortada. Türkiye'de hangi teknolojilerde ARGE'ye öncelik verilmesi gerektiği yönünde. BTYK'nin öncelikleri var. 9'uncu Kalkınma Planı'nda belirtilmiş bazı öncelikler var. Başbakan uzay teknolojilerini himayem altına aldım dedi; 5 yıldır henüz ne anlama geldiğini göremedik. Ama ifade edilen birtakım öncelikler var. Türkiye'nin, sanayi politikasının öncelikleri var.
Bunların hiç biri göz önüne alınmamış. Şimdiye kadar ki teşvik yasalarının hepsinde yapılan hata bu yasada da yapılmış. Kim başvurursa vursun; ne olursa olsun; çok ciddi bir eksikliktir, çok ciddi bir sakıncadır. Bunu, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'la görüştüğümde ve Meclis'teki konuşmamda da vurguladım.
Bu konuyu daha önce çıkarılan 884 Sayılı Teşvik Yasası çıkarılırken de vurguladım. Şimdi 884 Sayılı Teşvik Yasası yanlış oldu diyorlar. Yarın öbürgün, ARGE Yasası'nın da yanlış olduğunu söyleyecekler.
Türkiye'nin bir yol haritası, bir ARGE stratejisinin olması gerekir; o yok. ARGE Yasası özel durumları kapsıyor, ama yazılım somut olarak ifade edilmiyor.
Yasanın içinde görülüyor ki bir kişinin yaptığı proje de desteklenecek. Bir kişinin yaptığı yazılım projesi de bir ARGE projesidir. Belli koşullarda bu tür destekler de var; bunlar iyi. Kimlere ARGE desteği verileceği yönetmelikle belirlenecek.
Benim eksik bulduğum; biz uzay teknolojilerine mi ya da başka bir alana mı öncelik vereceğiz. Konu olarak, sektörel olarak BTYK toplantılarına katıldığımda söylediğim bazı öncelikler var. BTYK'nin bazı öncelikleri var. Madem bunlar belirlenmiş. O zaman o teşvikler de bu sektörel önceliklere göre verilmeli.
Türkiye bana göre bazı konularda ARGE için çok fazla kaynak ayırmamalı. Ama bazı konuları da ön plana çıkarması gerekir.
Elektronik Haberleşme Yasası Meclis Genel Kurulu'nun gündeminde; yasa neler getirecek sizce?
Şunu gözlemliyorum; geçen dönem Elektronik Haberleşme Yasası gündeme geldiği zaman (2005 yılında) aylarca üzerinde çalışma yapıldı ve iyi kötü bir uzlaşmaya varılmıştı. Herkesi tatmin etmemişti ama, örneğin Rekabet Kurumu ile Telekomünikasyon Kurumu arasındaki yetki paylaşımı konusu tartışmalardan biriydi. Herkesi tatmin etmese de bir anlaşmaya varılmıştı.
70 maddelik temel bir yasa. 2005 yılında seçime takılmadı. Seçime iki yıl vardı, fakat 2 yıl boyunca hükümet bu yasayı gündeme getirmedi. Biz yasayı engellemeyecektik, çünkü içeriğe biz de katılıyorduk. Ben bunda iyi niyet görmüyorum. Telekomünikasyon Kurumu'nu büyük ölçüde işlevsiz hale getirme gibi birtakım eğilimler hissediyorum.
Elektronik Haberleşme Yasası 2005'te komisyona geldi. Komisyondan çıktığında bayağı bir değişikliğe uğramıştı. İyi kötü üzerinde bir uzlaşma vardı. Şimdi tekrar gündeme getirilen yasanın o son hali değil. Tekrar ilk baştan başladılar. Üzerinde uzlaşılmış metin üzerinden başlamadılar. Bunu için teknik bir neden ileri sürdüler. Eğer son haliyle olursa; Bakanlar Kurulu imzasına açmak gerekiyormuş.
Türkiye'de bilişim ve teknoloji alanında yapılan çalışmalar veya faaliyetler Avrupa Birliği (AB) ile ne kadar uyumlu?
5651 sayılı İnternet ortamında işlenen suçlara ilişkin yasaya dayanılarak, ha bire Youtube kapatılıyor. Bunun çeşitli nedenleri var; aslında arzu edildiği gibi bir yasa değil.
Ondan önce Adalet Bakanlığı'nın hazırladığı 34 maddelik bir yasa vardı. Ve bu yasa üzerinde belli düzeyde bir anlaşma sağlanmıştı. Ve çok emek verilmişti. Onun yerine 5651 sayılı yasanın yürürlüğe konmasından sonra anlamsız birtakım şeyler oldu. Hakimler ve savcılar İnternet konusunu yeterince bilmiyorlar.
Bu sakıncayı gidermek için Avrupa Birliği (AB) çok akıllıca işler yapıyor. Bazı ilkeler ortaya koydu. Yani merkezi bir kapatma sistemi yerine, 7/24 denilen açık bir uyarı sistemi. Bunları yapmak lazım. Hatta TÜBİTAK'ta böyle bir birim vardı. Şimdi o da başka bir amaçla çalışıyor.
Adalet Bakanlığı ile hiç değilse AB'nin ilkelerinden hareket ederek; örneğin sadece bazı mahkemeleri yetkili kılma konusunda uzlaşmaya varılmıştı. Bilişim ve teknoloji konusunda ihtisas mahkemelerinin de sakıncası var. Yetkili kılınan mahkemelerdeki hakim ve savcıları eğitmek gerekiyor.
AB Uyum Komisyonu'ndayım AB ilkelerini de hükümetin önüne koyarak, bir hayli anlamsız olan Youtube'un kapatılması durumunu düzeltmek için şu sıralar uğraşıyorum. Bunun da yolu var. Bütün alan adını yasaklayacağına, teknik adresi yasaklamak mümkün. Ama bunları hakimlerin bilmesi, anlaması lazım. Hakim ve savcıları eğitmek ve yetkili bazı mahkemelerle bunu çözmek mümkün. O konuda AB'deki gelişmeleri de izlemek lazım.
Yetki belgesi alma; Youtube ve Google'ın Türkiye ile özel anlaşma yapması anlamına gelir. O da İnternet'in doğasına aykırı.
Eklemek istedikleriniz?
Bilgi Toplumu Stratejisi'ni yürüten Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) bünyesindeki Bilgi Toplumu Daire Başkanlığı'nın yeterli olmadığını biliyorum. Nitekim 2006 Temmuz'unda Bilgi Toplumu Stratejisi yayımlanmasından sonra daire başkanlığının, genel müdürlüğe dönüştürülmesi için bir yasa tasarısı hazırlandı. Yedi maddelik bir yasa tasarısıydı. Biz de karşı değildik. Hatta ben de ısrar ettim. O tasarıda kadük oldu.
Şimdi Başbakanlık'ta yeni bir çaba var. Başbakanlık ihtiyaçları belirlemek için bir birim kurdu. Fakat öyle görünüyor ki bu birim ihtiyaçları belirleme yerine, Türkiye'deki çeşitli kurumlar arasındaki koordinasyonu üstlenmeye gidiyor. Doğru olan da budur bence.
Biz de iktidara gelmiş olsaydık; benim de önerim oydu. Başbakanlık Müsteşarlığı'na bağlı bir birim oluşturmak. Bu işleri koordine edecek; sadece e-Devlet Kapısı'nı değil Bilgi Toplumu Stratejisi'ni de koordine edecek birim.
Coşkunoğlu, yeni ARGE Yasası'nın hiçbir strateji, plan ve önceliğinin bulunmadığını savunarak, yasanın bilim, teknoloji ve ARGE politikasının olmadığını, uygulamada kısa süre içerisinde ARGE Yasası'nın yanlış olduğunun ortaya çıkacağını belirtti.
Kaynak: Temmuz 2008 Telepati Telekom
|