Sevgili Dostlar,
Bu köşe, gittikçe bir seyahat anıları köşesine dönüşmeye başladı. Türk bilişim sektörünü dışa açma faaliyetlerimiz, hem ülke içinden, hem de ülke dışından büyük bir ilgi gördüğünden, bir süredir yoğun bir dış tanıma ve tanıtma faaliyeti sürdürüyoruz. En son gezimizi, İsrail Yazılım İhracat Enstitüsü’nün daveti ve TÜBİSAD - DEİK Türk-İsrail İş Konseyi’nin ortak organizasyonuyla İsrail’e yaptık. Aslında, İsrail yerine Tel-Aviv’e demeliyim; yoğun program nedeniyle, başka bir yere gitme imkanımız olmadı.
İsrail, yaşadığı savaş halinden dolayı son derece sıkı güvenlik tedbirleriyle donatılmış bir ülke. Ülkeye giriş de ülkeden çıkış da çok meşakkatli. Ancak, hem resmi davetli olmamız, hem de Türk pasaportu taşımamız nedeniyle, bu geçişleri kolaylıkla yaptık. İsrail’de Türklere çok yakınlık gösteriliyor; her yerde Türkçe bilen bir kişiye rastlanıyor.
Doğal olarak, bizi İsrail’in son 15 yılda sıçrama gösteren yüksek teknoloji atılımını yerinde gözlemlemek, nedenlerini en yetkililerin ağzında dinlemek ve Türk bilişim sektörünün İsrail bilişim sektörüyle yapabileceği işbirliği olanakları ilgilendiriyordu. Bu “küçük ülkenin”, yeni ekonomi paradigmasını en iyi anlayan ülkelerden biri olduğunu, hem resmi görevlilerin yaptıkları sunumlar, hem de firma ziyaretlerinde tanık olduğumuz başarı örnekleri ile çok yakından gözlemledik.
Öncelikle altyapıdan bahsetmek gerekirse, İsrail’de 1.250.000 genişbant İnternet abonesi varmış. Yani, neredeyse Türkiye’nin yarısı. Ancak, cep telefonu abone sayısında açık farkla (!) öndeyiz. Bizde abone sayısı 55 milyonu geçti; onlarda ise sadece 7,5 milyon (!) Bu “küçük ülkenin” milli geliri 140,5 milyar dolar ve kişi başına gelir ise yıllık 20.000 dolar. Gelelim asıl övündükleri ve hepsinde dünya lideri oldukları rakamlara ve parametrelere:
• Birim nüfus başına düşen bilim insanı sayısı (10 bin kişiden 140’ı bilim insanı.)
• Birim nüfus başına düşen girişimci sayısı
• Ar-Ge harcamalarının milli gelire oranı
• Risk sermayesinin milli gelire oranı (Bu oran, ABD’den 7 kat ileride.)
Türkiye’nin inovasyon politikalarını yönlendirenlere duyurulur. Bu dört parametreyi geliştirecek politikalar izlenmeli.
Daha sonra, Türk heyetindeki firmalar ile İsrailli bilişim firmaları ikili görüşmeler yaptılar. Gelen İsrailli firmaların hemen hepsi küçük firmalardı. Ortalama 20 civarında çalışana sahip olan bu firmaların kişi başına ciroları 1 milyon dolara ulaşabiliyordu. Müthiş bir verimlilik düzeyi... “Bunu sağlayan nedir” diyorsanız, hepsi son derece niş alanlarda çalışıyorlar ve alanlarında dünyadaki ilk üç şirketten biriler. Yani, bir tanesinin bile “me too” ürünü yok. Türk girişimcilerin buna çok dikkat etmesi gerek. Bu küçük firmaların, sahip oldukları teknolojilerle, çok kısa zaman içinde, dev bir global şirket tarafından yüz milyonlarca dolara satın alınmaları hiç de uzak bir olasılık değil. İsrail, en büyük doğal kaynağı kendi insanlarında aramak gerektiğini çok iyi anlamış.
Bu gözlemi onaylatmak için, İsrail bilişim endüstrisinin küçük firma - niş pazar - yüksek teknoloji modeli üzerine mi kurulduğunu sorduk. Yetkililerin yanıtı “Evet” olmakla birlikte, İsrail kaynaklı global bilişim firmalarının da olduğunu belirttiler. Bunlardan ikisi, güvenlik yazılımları pazarının lideri CheckPoint ve telekom faturalama sistemlerinin lider firmalarından biri olan Amdocs. İsrail’de çok organize bir çekirdek sermaye (angel capital) ve risk sermayesi endüstrisinin geliştiğini söylemek lazım. Ancak, sürecin her aşamasında devlet desteği ve yönlendirmesinin var olduğunu, “devlet öncü olmazsa bu gelişimin sağlanamayacağını” da yetkililerin ağzından dinledik. Yıllardır, Türkiye’nin kaynaklarını insan kaynakları, eğitim ve bilişim gibi çağdaş getirileri çok yüksek alanlara aktarmak yerine getirisi çok düşük, kısa vadeli “oy projeleri”ne aktaran devlet büyüklerimiz veya verimsiz alanlara yüz milyonlarca dolar yatırabilen özel sektörümüz ne derler acaba bu işe?
Gelelim işin sevindirici yanına... Türkiye’nin geleceğinin Türk insanının girişimciliğinde ve KOBİ’lerde olduğunu söyler dururum. Türk heyeti içinde İsrail bilişim endüstrisine yazılım çözümleri satan bir firmanın olduğunu görünce, buna bir kez daha inandım. Türkiye’nin ekonomi basınının gündemine girmeyen, ancak İsrail gibi bu konuda çok iddialı bir ülkeye kendi uzmanlık alanındaki (telekom) yazılımlarını yıllardır ihraç eden firmalar var ülkemizde. Türkiye bunun ne kadar farkında, özel sektörümüz ne kadar farkında, devlet ne kadar farkında?..
İşte böyle sevgili okurlarımız... İsrail gezimizden yine önemli dersler alarak, ama umutla döndük.
Sektörümüz ve ülkemiz için daha güzel bir geleceği sizlerle birlikte yaratmak dileğiyle...
Sevgi ve saygılarımla,
Tuğrul Tekbulut
TÜBİSAD Başkanı
SAP e-bülten / Haziran 2007 |